^^AKKÖYDEN YÜKSELEN SES^^

_


ANASAYFA

AKKÖYDEN

FIKRALARLATÖRNÜKLÜLER


NOSTALJİ/AKKOYDEN


PORTRELER


YAYLALARIMIZ



ZİYARETÇİDEFTERİ

AKKÖYDEN YÜKSELEN SES



< >

Akköyden Yükselen Ses Menü

Saati seneler sayılır askerin

Askerlik yüksek bir pâyedir, Hakk’ın katında da, halkın katında da... Ona denk yüce bir topluluk ve gördüğü vazifeye denk yüksek bir vazife yoktur şu fânî âlemde. Yüklendiği iş itibâriyle, zaman onda başkalaşır, muammalaşır ve bir sır haline gelir. Saati seneler sayılır askerin.. talimiyle, terbiyesiyle ve serhat boylarında nöbetiyle geçirdiği saati.

***

Onu vatanın bekçisi diye anlatırlar. Bence, ona topyekûn mukaddeslerin; mâzînin, harsın, hürriyet ve emniyetin en emîn muhâfızı demek daha uygun olacaktır. Zira, endişelerimiz ancak, onun mevcudiyetiyle zâil olur. Huzursuzluğumuz onun türkü ve haykırışlarıyla huzura ve emniyete inkılâb eder.

***

Milletlerin ölüş ve dirilişinde büyük tesiri vardır askerin. Bütün kaynaşmalar, huzursuzluklar ve nihayet yıkılışlar, hep onun kendinde olmadığı zamanlara rastlar. Bütün bir irfana eriş, kendine geliş ve diriliş ise, onun zinde ve canlı olduğu günlerde görülür. Çağlayanlar gibi akıp akıp gittiği, tepeleri düz, ovaları bereketli kıldığı günlerde...

Son 10 başlık

Mart sonunda yeni cami inşaatına başlanacak
Hastalarımızı iyi gördük...
Onlar Artık Asker
Ömür Boyu Mutluluklar
Akköyde Kurban Bayramı
Kurban Bayramınız Mübarek Olsun
Naci Babayiğit ve Nigar
Vatan borcudur dedik, kutsal vazifedir dedik...
Akköy'de sel yolları vurdu
331.Dönem Yedek Subay Adaylarımız Gün Sayıyor

Son Yorumlar

  • asker oldum vatana
    Aman Tertip Can Tertip
    tebrik
    mutluluklar dileriz
    Telat amca ve mustafa kardeşim
    Allah Analı Babalı Büyütsün
    tsk msesajı
    hacı
    İşte yine geldi sonbahar..
    CEVAP
  • Bağlantılar;

    * ANA SAYFA
    * Profilim
    * Arşiv
    * Arkadaşlarım

    Kategoriler



    "Yaydan fırlayan ok gibidir ağızdan çıkınca bir söz. Ve hiç geri dönmüş değildir atıldıktan sonra bir ok. Seli başından bağlar ileriyi gören kişi. Ve geçtiği yerleri harap eder baştan bağlanılmayan sel. Ne tükenmez hazinesin sen ey dil ve ne devasız bir dert!.."
    BİR EFSANEYİM


    Cami yaptım süzme ile boyadım
    Kirece su katıp ayran buladım
    Köprü dumanına kayık yolladım
    Törnüğün köyünde ben efsaneyim

    Tarlaya tuz ektim her gün bekledim
    Suladım büyümez yeniden ektim
    Böcek yiyor diye nöbetçi diktim
    Bir sizden bir bizden bir efsaneyim

    Çatalkaya içi baca gezerim
    Ateş böceğine evliya derim
    Pelit kutsal doruk akar bilirim
    Şıhlının dilinde ben efsaneyim

    Fındık ocağında ceviz topladım
    Doruğu budayıp alaf bağladım
    Dinleme Erdal’ı biraz salladım
    Masal diyarında ben efsaneyim

    Erdal KARA


    ***BU ALANA REKLAM VER***


    ^^Akköyden Yükselen Ses^^


    'Sizin Sesiniz' veciz.gif

    Yurttan ve dünyadan;



    Flaş Videolar

    Törnüklü-ce'

    Köyümüze özgü kelimeler eskimekle birlikte halen büyüklerimiz tarafından kullanılmakta; Köyümüzde kullanılan kelimelerden küçük bir sözlük hazırladık;
    Acışmak :Acımak_
    Adıbelli :Bayağı, Epey, Daha fazla_
    Ağlen :Bekle_
    Alaf :Ağacın Bir Dalındaki Yaprakların Bütünü_
    Alamuk :Parçalı Bulutlu_
    Paluç:Battaniye_
    Amel :İshal_
    Annaklamak:Bakmak_
    Anuk:Nane_
    Arkalıç:Yük Taşırken Sırtın Acımaması için koyulan giysi veya bez parçası_
    Ayama:Lakap_
    Azecük:Azcık_
    Bayak:Biraz Önce_
    Behni:Ahırda ineklerin yemlerini yediği yer_
    Benne:Bilmiyorum_
    Bıcak:Mutfak_
    Bibi:Hala_
    Bitike:Azıcık_
    Bökelek:Kaynar Su_
    Bökelemek:1-Kaynayıp Taşmak 2- Hayvanların sıcak havada gölgeye kaçması
    Bööce:Fasülye Tanesi_
    Börtlek:Büyük Göz_
    Cablama:İki tarafı yontulmuş uzun ağaç parçası_
    Camadan:Örgülü sırt çantası_
    Celmük:Ağaç Çöpü_
    Cırcır:Fermuar_
    Cingit:Kesilmiş Ağacı Çekmeye Yarayan Demir Alet_
    Ciscibit:(Ip)Islak_
    Cücük:Civciv_
    Çakıldak:Çekirdek ya da olmamış meyve_
    Çencik:Kapının demir sürgüsü_
    Çeşit:Boya_
    Çığrışmak:Hep Birlikte Bağırmak_
    Çıtıman:Mısır Saplarının biraraya toplanması_
    Çöğrek:Mısırın sapı kesildikten sonra toprakta kalan kısmı_
    Çöten:Mısır Deposu_
    Daşanalık:Taşlık_
    Depebızdık:Takla_
    Depük:Kuru_
    Dığıl:Ağaç sırık_
    Dıkılmak:Girmek_
    Didmek:1-Cimciklemek,2-Yünü parçalara ayırmak_
    Dinelmek:Ayakta Durmak,Dikilmek_
    Dişeme:İnce İp_
    Dobuç:Kulağı Küçük Keçi_
    Dunzar:Gölge,gizli yer_
    Düdek:Küçük Meyve Tanesi_
    Düdül:Kulağı Ufak ve Oval Keçi_
    Eğercek:Kirman_
    Eğsi:Odun_ Eşik:Giriş_
    Eşün:Esiran,Demir maşa_
    Evlek:Yayla Mantarı_
    Evza-Hevza:Kibrit tanesi_
    Fenikmek:Kıpır Kıpır Olmak_
    Fıraktı:Ağaçtan Yapılmış Çit-Bahçe kenarı_
    Fide:Fidan_
    Foltak:Bol_
    Forslu:Güzel,Alımlı_
    Fortik:Eşeğin Küçük Yavrusu_
    Foruz:Horoz_
    Foturuk:Sümük_
    Gada:Erkek kardeş_
    Gambalak:Büyük kaya_
    Ganat=Gelek:Sayfa (defter,kitap sayfası)_
    Gapmak:Isırmak_
    Gara Göğnük:Morarmış_
    Gasgasan:Kalabalık_
    Gatık:Sulu yoğurt,ayran_
    Gayde:Gayda,Ritm_
    Gayır:Suyun içindeki küçük kum tanecikleri_
    Gaylık:Yağmurluk_
    Gecin:Kuru Fasülyenin Dışı_
    Geçek:Geçit, giriş kapısı_
    Geh:Gel (hayvanlar için)_
    Gelek:Ağaç Yaprağı_
    Germük:Ağaç köprü, dere geçeceği_
    Geroğu:Dal Çekeceği_
    Gıdı:Sopa,Deynek_
    Gıhri:Kurumuş çam pürçeği_
    Gırkmak:Kırpmak, Makasla Kesmek_
    Gıy:Kıyı_
    Gıyo:Güvey,Damat_
    Gigişmek:Kaşınmak_
    Gocaman:Yaşlı Erkek_
    Goğsal:Mısır Talaşı_
    Gopça:Düğme_
    Goru:Etrafı çevrili çit_
    Goylak:Çukur_
    Göççek:Gözlük_
    Göğnü:Olgunlaşmış Meyve_
    Göğnük:Yanmış bez yamalık_
    Göresi gelmek:Özlemek_
    Görsetmek:Göstermek_
    Gufa:Ağaç Su Kabı_
    Güççük:Küçük_
    Güdüne:Mısır Posası_
    Güründek:Harlamış Ateş_
    Haböle:Böyle_
    Habu:Bu_
    Hangıra:Neresi_
    Haniye:Nerde_
    Haşıl:Sarmanın içine koyulan malzeme_
    Haşu:Şu_
    Hayat:Evin Giriş Kısmı_
    Hayıf:Öç_
    Heççek:Güzel_
    Helle:Muhallebi_
    Hennük:Nem_
    Herklemek:Tarlayı kazmak_
    Hıngıramak:Üşümek_
    Hırtık:Asi Köpek_
    Hıtır:Büyük taneli un_
    Hızan:Uşak,Çocuk_
    Ho:O_
    Hoğlamak:Koşmak_
    Hopçurlamak:Zıplamak_
    Hozan:Açık Alan_
    Höl:Islak_
    Hölümek:Islanmak_
    Iba:Nem_
    Imışmak:Isınmak_
    Imuk:Sıcak_
    Irımdırım:Pürünar,Darmadağın_
    Işkı:Filizlenmş Fidan_
    İnek şahmanı:Gök kuşağı_
    İskemi:İskemle_
    Kersan:Hamur Teknesinin Ufağı_
    Kesek:Küçük Çalı,Kürdan_
    Keyvanı:Yaşlı Kadın_
    Kıtınnak:Ekmek kenarı_
    Kiranlamak:Kilitleme_
    Kopmak:Koşmak_
    Kortlatmak:Kırtlatmak_
    Koru:Yukarı_
    Köynek:Mintan,Gömlek_
    Küpeste:Çencik Takılan Demir Kıvrım_
    Kürün:Hayvanların su içtiği ağaçtan yapılmış büyük çanak_
    Küsküllemek:Karıştırmak_
    Kütmek:Küçük Tabure, iskemle_
    Mauzu(Mozu):Serender_
    Me:Al(ırmısın)_
    Mıkır:Cimri_
    Mırık:Küçük ham armut ahlat_
    Mile:Misket_
    Minnet:Hortlak_
    Nebri:Gavur İstenmeyen Adam_
    Niye Öylemiymiş(Nölemimiş):Hayır_
    Obuz:İki tepe arasında suyun geçtiği yer_
    Oğluk:Sakin,Sessiz Kalabalık Olmayan_
    Ödütleme:İnekten Süt Almak İçin Yavrusuna Memesini Emdirip Geri Çekme_
    Öğörsek:Kızışmış Hayvan_
    Ökünmek:Taklit etmek_
    Örklemek:Hayvanı bağlamak_
    Örklü:Bağlı_
    Örme:Kazak_
    Padar:Yarılmış Odun_
    Partuç:El Bezi_
    Peşko:Soba_
    Pılla böcük:Uğur Böceği_
    Pırtı:Çamaşır_
    Pur:Büyük Kaya_
    Salduç:Sağdıç_
    Sitil:Su Kovası_ Soğlanmak:Ağıt Yakarak Ağlamak_
    Soyka:Ters,Aksi_
    Şavak:Şafak_
    Şelek:Küçük Sepet_
    Tepür:Ağaçtan Yapılmış Sini_
    Tılkı:Guatr_
    Traşlama:Ağaç Dikim Yeri_
    Üğüş:Ekmek Kırıntısı_
    Ülkel:Gökteki sıralı yedi yıldız_
    Üşkü:Hızar tozu talaş_
    Yalanu:Harlamış Ateş Isısı_
    Yamalık:Bez Parçası_
    Yapuk:Taramakta zorlanılan saç_
    Yarmaça:Yarılmış İncelmiş Odun_
    Yasi:Çamaşır_
    Yay Günü:Issız Yaz Günü_
    Yaykınmak:Taharet,Alt Temizliği_
    Yumak:Yıkamak,Temizlemek_
    Yummak:Kapatmak_
    Yüklü:Hamile_
    Yümsemek:Yükselmek_
    Yüzü ışımak:Neşeli Olmak,Yüzü Gülmek_
    Zaat:Akşam_
    Zembelek:Kapı Kolu_
    Zibil:Çayın içildikten sonra bardakta kalan bölümü_
    Zollu:Güzel_
    Zoti:Ebeleme_
    Zual:Kızılcık_
    Zumbuk:Tokat_
    Pür:Çam ve Ladin Ağaçlarının bir dalındaki yapraklar bütünü_
    Bittamacuk:Azıcık çok az_
    Zöpçük:Çöp_
    AYLAR;

    Ocak-Zemheri,
    Şubat-Gücük,
    Mart-Mart,
    Nisan-Abrul,
    Mayıs-Mayıs,
    Haziran-Kiraz,
    Temmuz-Orak,
    Ağustos-Ağustos,
    Eylül-İstavrit,
    Ekim-GoÇ,
    Kasım,Boş,
    Aralık,Garagış
    Benim bulabildiklerim maalesef bu kadar, kelimelerin anlamları hatalı ise affedin, diğer kelimeleri sizlerden bekliyorum. Saygılarımla...,
    (Recai TEMEL)
    _TORNUK.COM_

    Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

    Kurban: “Muayyen bir vakitte, muayyen bir hayvanı ibadet maksadıyla usûlüne uygun olarak kesmek” demektir. “Muayyen vakit”ten maksat: Kurban Bayramı günleri, “muayyen hayvan”dan da maksat: Koyun, keçi, sığır ve deve gibi şer’an kurban edilmesi caiz olan hayvanlardır.

    Kurban Bayramında kesilen kurbana udhiyye, hacda kesilen kurbana ise hedy denir.

    Sözlükte yaklaşmak, ALLAH’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamına gelen kurban, ALLAH’a yaklaşmayı ALLAH yolunda malların feda edilebileceğini, ALLAH’a teslimiyeti ve şükrü ifade eder. Kurban, daha önceki bütün ilâhi dinlerde mevcut bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim, kurban ibadetinin Hz. Adem (A.S.)ın çocuklarıyla birlikte başladığını haber verir. Şöyle ki: “Onlara Adem’in iki oğlu, Habil ve Kabil’in haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti.(Maide Sûresi: 27)

    Ayette kabul edildiği belirtilen kurban Habil’e aitti ve bir koçtu. Kabul edilmeyen de Kabil’e aitti ve ekindi.


    Tarih:26/11/2009 Kategori: Guncel__
    Yorumlar(yok) | Yorum Yaz |

    Vatan borcudur dedik, kutsal vazifedir dedik...

    "Askerlik yüksek bir pâyedir, Hakk’ın katında da, halkın katında da... Ona denk yüce bir topluluk ve gördüğü vazifeye denk yüksek bir vazife yoktur şu fânî âlemde. Yüklendiği iş itibâriyle, zaman onda başkalaşır, muammalaşır ve bir sır haline gelir. Saati seneler sayılır askerin.. talimiyle, terbiyesiyle ve serhat boylarında nöbetiyle geçirdiği saati."

    Kurulduğu tarihten (Kasım 2006) beri değişik sebeplerden, kısa aralıklarla da olsa ayrı düştüğümüz zamanlar oldu sitemizden. Bu sefer biraz daha uzun sürecek bu ayrılık. Malum her insan doğar büyür gelişir ve zamanı gelince de erkek olanlar askere gider.:) Her ne kadar biz zamanını biraz geçirmiş olsakta nihayetinde bu kutsal vazife de sıra bize geldi.

    Yazmaktan hoşlanmadığımız gibi maalesef okumaktan da pek haz etmiyoruz. O yüzden lafı uzatıp vaktinizi almak niyetinde değilim. Reşat'ın yaptığı haberde de söylendiği gibi Allah kısmet ederse genç ve yakışıklı tertiplerimle birlikte Aralık 2009'dan itibaren askeriz.

    Hatalarımız ve haklı haksız çıkışlarımız olmuş olabilir. Bu nedenle: 

    "Arada bir dilimiz sürçmüş ise affola,

    Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun."

    diyor, bu site aracılığıyla muhatap olduğumuz tanıdık tanımadık herkesten ve yolu buraya düşen tüm tanıdıklardan kendim (ve kabul ederlerse tertiplerim adına) helallik istiyor gelecek Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum.

     

    Bu arada malumunuz Akköyden Yükselen Ses tescil edilmemiş olsa da artık bir markadır. Kimsenin tekelinde olmadığı gibi bir kişinin yokluğunda performansından bir şeyde kaybetmeyecektir. Başta Reşat Kaya ve Akköy'de ikamet eden Adem Temel olmak üzere destek veren ve verecek olan yeni arkadaşlarla yoluna devam edecektir.

    Naci Kaya

    24.11.2009


    Tarih:25/11/2009 Kategori: Guncel__
    Yorumlar(yok) | Yorum Yaz |

    Dernek Yönetiminden Duyuru

    Günyüzü ve Üçtaş Köyleri Kültür Ve Dayanışma Derneği ilk yönetim ve denetleme kurulu toplantısı 11.11.2009 Çarşamba günü akşam yapıldı. 

    Görevlendirmenin ardından, toplantıda alınması gereken kararlar konuşuldu. Derneğimizin kuruluşundan bugüne yaşadığı başlıca sorunlar masaya yatırıldı. Bu konularda dernek üyelerimizin bilgilendirilmesi amaçlandı.

    Dernek Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Muhittin KAYA, alınan kararlar ve ileriye dönük hedeflerin belirlendiği toplantıyla ilgili olarak ;

    "Toplantının sonu duygusal fikir realitelerine dönüştü. Özellikle kuruluşundan bu yana dernek yönetiminde olan üyelerin; derneğin kuruluş sürecinden, şimdiye kadar olan zamanda karşılaştıkları güçlükleri, yalnız kaldıkları zamanları, bazen çaresizliklerini, bazen imkansızlıklarını, İstanbul’da verilen bu varoluş mücadelesinde köylülerimizin bazen yargısız infazlarına maruz kaldıklarını, alınan bir ekmeğin fiyatından öteye o ekmeğin arkasındaki müthiş çabanın düşünülmesi gerektiği gibi, hem yaz sıcağında, hem fırının korunda oruçlu ekmek pişirmeye çalışan fırıncılardan bazen çokta aşağı iş yapmadıklarını, tüm köylülerimizin bu konuda duyarlı olması gerektiğini belirtirken yüzlerinde oluşan ifade herşeyi çok açık anlatıyordu:

    Azim, kararlılık ve her şeye rağmen hep köyümüzün ve köylülerimizin yanında olma isteği."

    ifadelerini kullandı.

    Yeni Dernek Yönetimi, alınan kararlar ve derneğin ileriye dönük hedeflerini öğrenmek için TIKLAYIN...


    Tarih:16/11/2009 Kategori: Guncel__
    Yorumlar(yok) | Yorum Yaz |

    Domuz gribi nasıl bulaşıyor? Nasıl korunulur?

    Gündemi meşgul eden domuz gribi hastalığı nedeni ile ziyaretçilerimizi kısaca bilgilendirelim istedik.

    Son günlerde dünyayı panikleten hastalığın ismi Domuz Gribi.. Yaklaşık 6 ay önce Meksika’da ortaya çıkan ve halk arasında domuz gribi olarak adlandırılan A tipi H1N1 virüsü, kısa sürede 74 ülkeye yayıldı. Dünya Sağlık Örgütü’nün, hastalıkla ilgili alarm seviyesini 5’ten 6’ya çıkarması ise dünya genelinde endişeye yol açtı.

    DOMUZ GRİBİ BELİRTİLERİ:
    -Yüksek ateş,
    -Baş ağrısı,
    -Boğaz ağrısı,
    -Öksürük,
    -Genel vücut ağrısı,
    -Halsizlik, bitkinlik, üşüme şeklinde…
    Bazı domuz gribi vakalarında kusma ve ishalin, ağır vakalarda pnömoni, solunum yetmezliği ve bazen de ölümün görülebildiğine vurgu yapıldı.
    VİRÜS NASIL BULAŞIYOR?
    İnsanlar bu gribi hastalığa yakalanan domuzlardan aldı… Şu andaki salgın ise insandan insana bulaşma şeklinde görülüyor.
    *İnsandan insana bulaşmasında, yakın temas, hastalığı taşıyanlarla aynı ortamı paylaşmak önemli rol oynuyor.
    VİRÜSTEN KORUNMA YOLLARI
    Genel olarak kişisel temizlik önlemlerinin alınması, kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılması, zorunlu haller dışında salgının yaşandığı bölgelere olan seyahatlerin ertelenmesi gerektiği bildirildi.
    EN ETKİLİ ÖNLEM: EL YIKAMA
    En etkili önlem el yıkamadır. Öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burnunuzu tek kullanımlık mendil ile kapatın ve mendili atın. Özellikle hapşırma ya da öksürme sonrasında ellerinizi su ve sabunla yıkayın.
    BOL SIVI TÜKETİN, YETERİNCE DİNLENİN
    Alkol bazlı el dezenfektanları kullanılabilir. Hastalığın başlıca insandan insana, hapşırma, öksürme gibi yollarla bulaştığı düşünüldüğünden, hasta kişilerle temastan kaçınmak uygun bir korunma yöntemidir.
    Kirli ellerle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmak buradaki virüslerin elleriniz yoluyla yayılmasına neden olabilir. Bol sıvı gıda tüketin, iyi beslenin, dinlenmeye dikkat edin.

    Basit gibi görünen yöntemlerle domuz gribi başta olmak üzere bir çok hastalığın önüne geçebilirsiniz. Unutmayın sağlığınız size emanet...


    Tarih:29/10/2009 Kategori: Guncel__
    Yorumlar(yok) | Yorum Yaz |

    Bayram o bayram olur...


    Mevlâ bizi affede, bayram o bayram ola.
    Cürm-ü hatalar gide, bayram o bayram ola...
                                                        Alvarlı Efe Hazretleri


    Tarih:20/9/2009 Kategori: Guncel__
    Yorumlar(yok) | Yorum Yaz |

    "Kadri büyük gece"


    Tarih:15/9/2009 Kategori: Guncel__
    Yorumlar(yok) | Yorum Yaz |

    Bir kandil gülü savur sevdiklerine...


    Şaban ayının 15. gecesi Berat gecesidir. Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle Mübarek gece; günahların affı ve temize çıkarılma sebebiyle Berat gecesi ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de Rahmet gecesi gibi adlar da verilmiştir.

    Bu geceyi ibadet ve taatla geçirmenin sınırsız mükafatı vardır. Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah'a şöyle dua etmiştir: “Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen, kendini senâ ettiğin gibi yücesin.”

    Bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruluyor: “Şaban ayının yarısı gelince gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenab-ı Allah, o gece dünya semasına tecelli eder ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu, onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona vereyim. Şifa dileyen yok mu, derman vereyim.”

    Efendimiz s.a.v., bu geceyi Hz. Aişe r.a. Validemiz'e şöyle anlatmıştır:

    “Bu gece Şaban'ın on beşinci gecesidir. Allah Tealâ bu gecede Benî Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanı cehennemden kurtarır. Ancak, kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabalarıyla münasebetini kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asi olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz.”


    Bunlar ne güzel müjdedir! Affedilmeyi, kurtuluşa ermeyi, sonsuz rahmetle kuşatılıp saadete ermeyi kim istemez? Buna karşılık insandan istenen ise, yine insanın hayrına, iyiliğine olan şeyler: Mümin kardeşlerini sevecek, dost olacaksın; akrabalarınla irtibatını kesmeyecek, anne-babaya isyan etmeyecek ve içki içmeyeceksin.

    Aslında bu af ve rahmet müjdesi, her gün ve her gece devam etmektedir. Bütün zamanların kıymetini bilip, boşa geçirmemek gerekir. Sevgili Peygamberimiz s.a.v. zamanın önemini belirtirken, “insanların en çok gaflet içinde olduğu nimet” ifadesini kullanmıştır.

    Zamanın nimet olduğunu hatırlayıp gafleti terk ettiğimizde ise, nimetlerin en büyüğü bizim olacak.

    Hayırlı, mübarek olsun.

    Semerkad Dergisinden alınmıştır

    Tarih:5/8/2009 Kategori: Guncel__
    Yorumlar(yok) | Yorum Yaz |

    | SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ ->


    Sitemizle ilgili düşüncelerinizi ve önerilerinizi bekliyoruz...


    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


    Image Hosted by ImageShack.us