
| Akköyden Yükselen Ses Menü |
Bayramda Yolunuzu Gözleyenler Var
Son 10 başlık
• Bir İstikrar Abidesi Akköyden Yükselen Ses
• Baki ile Pınar'ın Düğünü
• Üçtaş Köyünden yazdan kalma görüntüler
• Aslan ve Gündoğdu ailelerinde çifte bayram
• Domuz gribi nasıl bulaşıyor? Nasıl korunulur?
• Katip, Sultanahmet'te
• Dernek yönetiminden duyuru;
• Akköyden Yükselen Ses Facebook'ta..
• Geçmiş olsun Hasan Dayı...
• Gurbetten Sılaya...
Son Yorumlar
tebrikler Üniversiteli kızlar teşekkürler Ağzına ve yüreğine sağlık hocam emeğine sağlık CEVAP tsk msesajı Telat amca ve mustafa kardeşim Allah Analı Babalı Büyütsün mutluluklar dileriz
Bağlantılar;
*
*
*
*
* * * * * * * * * * * * * * *
Kategoriler
AKKoYDeN_FIKRALARLA TORNUKLULAR_Guncel__Haberler_NOSTALJi_AKKOYDENPORTRELERSair Tornukluler_ViDEOLARYaYLaLaRDaN _
"Yaydan fırlayan ok gibidir ağızdan çıkınca bir söz.
Ve hiç geri dönmüş değildir atıldıktan sonra bir ok.
Seli başından bağlar ileriyi gören kişi.
Ve geçtiği yerleri harap eder baştan bağlanılmayan sel.
Ne tükenmez hazinesin sen ey dil ve ne devasız bir dert!.."
BİR EFSANEYİM
***BU ALANA REKLAM VER***
^^Akköyden Yükselen Ses^^
Yurttan ve dünyadan;
Flaş Videolar
Törnüklü-ce'
|
|
Domuz gribi nasıl bulaşıyor? Nasıl korunulur?
 Gündemi meşgul eden domuz gribi hastalığı nedeni ile ziyaretçilerimizi kısaca bilgilendirelim istedik.
Son günlerde dünyayı panikleten hastalığın ismi Domuz Gribi.. Yaklaşık 6 ay önce Meksika’da ortaya çıkan ve halk arasında domuz gribi olarak adlandırılan A tipi H1N1 virüsü, kısa sürede 74 ülkeye yayıldı. Dünya Sağlık Örgütü’nün, hastalıkla ilgili alarm seviyesini 5’ten 6’ya çıkarması ise dünya genelinde endişeye yol açtı. DOMUZ GRİBİ BELİRTİLERİ: -Yüksek ateş, -Baş ağrısı, -Boğaz ağrısı, -Öksürük, -Genel vücut ağrısı, -Halsizlik, bitkinlik, üşüme şeklinde… Bazı domuz gribi vakalarında kusma ve ishalin, ağır vakalarda pnömoni, solunum yetmezliği ve bazen de ölümün görülebildiğine vurgu yapıldı. VİRÜS NASIL BULAŞIYOR? İnsanlar bu gribi hastalığa yakalanan domuzlardan aldı… Şu andaki salgın ise insandan insana bulaşma şeklinde görülüyor. *İnsandan insana bulaşmasında, yakın temas, hastalığı taşıyanlarla aynı ortamı paylaşmak önemli rol oynuyor. VİRÜSTEN KORUNMA YOLLARI Genel olarak kişisel temizlik önlemlerinin alınması, kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılması, zorunlu haller dışında salgının yaşandığı bölgelere olan seyahatlerin ertelenmesi gerektiği bildirildi. EN ETKİLİ ÖNLEM: EL YIKAMA En etkili önlem el yıkamadır. Öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burnunuzu tek kullanımlık mendil ile kapatın ve mendili atın. Özellikle hapşırma ya da öksürme sonrasında ellerinizi su ve sabunla yıkayın. BOL SIVI TÜKETİN, YETERİNCE DİNLENİN Alkol bazlı el dezenfektanları kullanılabilir. Hastalığın başlıca insandan insana, hapşırma, öksürme gibi yollarla bulaştığı düşünüldüğünden, hasta kişilerle temastan kaçınmak uygun bir korunma yöntemidir. Kirli ellerle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmak buradaki virüslerin elleriniz yoluyla yayılmasına neden olabilir. Bol sıvı gıda tüketin, iyi beslenin, dinlenmeye dikkat edin.
Basit gibi görünen yöntemlerle domuz gribi başta olmak üzere bir çok hastalığın önüne geçebilirsiniz. Unutmayın sağlığınız size emanet... |
Tarih:Ekim 29, 2009 Kategori: Guncel__ |
Yorumlar(0) | Yorum Yaz | |
|
Bayram o bayram olur...
 Mevlâ bizi affede, bayram o bayram ola. Cürm-ü hatalar gide, bayram o bayram ola... Alvarlı Efe Hazretleri
|
Tarih:Eylül 20, 2009 Kategori: Guncel__ |
Yorumlar(0) | Yorum Yaz | |
|
Bir kandil gülü savur sevdiklerine...

Şaban ayının 15. gecesi Berat gecesidir. Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle Mübarek gece; günahların affı ve temize çıkarılma sebebiyle Berat gecesi ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de Rahmet gecesi gibi adlar da verilmiştir.
| Bu geceyi ibadet ve taatla geçirmenin sınırsız mükafatı vardır. Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah'a şöyle dua etmiştir: “Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen, kendini senâ ettiğin gibi yücesin.”
Bir hadis-i şerifte de şöyle buyuruluyor: “Şaban ayının yarısı gelince gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenab-ı Allah, o gece dünya semasına tecelli eder ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu, onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona vereyim. Şifa dileyen yok mu, derman vereyim.”
Efendimiz s.a.v., bu geceyi Hz. Aişe r.a. Validemiz'e şöyle anlatmıştır:
“Bu gece Şaban'ın on beşinci gecesidir. Allah Tealâ bu gecede Benî Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanı cehennemden kurtarır. Ancak, kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabalarıyla münasebetini kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asi olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz.”
Bunlar ne güzel müjdedir! Affedilmeyi, kurtuluşa ermeyi, sonsuz rahmetle kuşatılıp saadete ermeyi kim istemez? Buna karşılık insandan istenen ise, yine insanın hayrına, iyiliğine olan şeyler: Mümin kardeşlerini sevecek, dost olacaksın; akrabalarınla irtibatını kesmeyecek, anne-babaya isyan etmeyecek ve içki içmeyeceksin.
Aslında bu af ve rahmet müjdesi, her gün ve her gece devam etmektedir. Bütün zamanların kıymetini bilip, boşa geçirmemek gerekir. Sevgili Peygamberimiz s.a.v. zamanın önemini belirtirken, “insanların en çok gaflet içinde olduğu nimet” ifadesini kullanmıştır.
Zamanın nimet olduğunu hatırlayıp gafleti terk ettiğimizde ise, nimetlerin en büyüğü bizim olacak.
Hayırlı, mübarek olsun.
Semerkad Dergisinden alınmıştır |
|
Tarih:Ağustos 5, 2009 Kategori: Guncel__ |
Yorumlar(0) | Yorum Yaz | |
|
İsmini Meleklerin Koyduğu Gece

Bu gece Regâib Kandili. Hakkında bir kitap(çık) yazılabilecek bir seçkin gecenin fihrist başlıkları gibi, süzme cümleler ile Regâib’i ve onun karşısındaki duruşumuzu bir kere daha hatırlamaya ihtiyacımız var. Kuraklıktan çatlamış topraklar için su ne ise amelsizlikten kurumuş kalpler için bu gece odur. İşte kısa kısa tarifleriyle Regâib’i fikren hatırlama ve hissen duyma adına hep beraber bir besmele çekmiş olalım: Receb ayının ilk cuma gecesi olan Regâib, beş derece katmerli mübarekiyete sahiptir. 1. Her normal gecede bulunan bir icabet saatini içermesi bakımından sahip olduğu kıymet. 2. İçinde bulunduğu Receb ayının, “mübarek üç aylar”ın bir ayı olması itibarıyla, o üç aylardan devşirdiği mübarekiyet. 3. Receb ayının aynı zamanda “hürmetli/haram aylar”dan olması açısından, gelen bir muhteremlik. 4. Cuma gecesi olması itibarıyla, hadd-i zatında mukaddes olan cumadan gelen bir kutsiyet. 5. Bizzat Regâib gecesi olması noktasında, kendi zâtî kutsiyeti ve hususiyeti. İşte bu beş kutsal, Receb-i Şerif’in ilk cuma gecesinde olan Regâib’de birleşmek suretiyle, aynı vakti paylaşınca, ortaya beş yönden kutsiyeti katmerli olan bir Regâib gecesi çıkmaktadır. Bunları bilen bu gece uyuyamaz! Regâib gecesi, duaların kabul edildiği beş geceden birisidir. “Beş gece vardır ki, o beş gecede yapılan dualar geri çevrilmez, kabul olunur. Bunlar: 1- Recep ayının ilk cuma gecesi (Regâib gecesi). 2- Şaban’ın 15. gecesi. 3- Cuma geceleri. 4- Ramazan Bayramı gecesi. 5- Kurban Bayramı gecesi.” buyuruyor Dua Peygamberi. [Suyûtî, Câmiu’s-Sagîr, (Feyzü’l-Kadir’le birlikte), 3/454, Beyrut, 1972 (İbn-i Asâkir’den rivayetle). Ayrıca bkz. Suyuti, Fethu’l-Kebir, 2/93]. “Duanız olmasa Rabb’im size ne diye değer versin!” dedirtiyor Kur’an. İstemeyene verilmez ki! İsmini meleklerin koyduğu gece İsmini meleklerin koyduğu özel bir gecedir Regâib gecesi. “Allah’ın her günü mübarektir; ama bazı istisnaî günler ve geceler vardır.” Peygamberimiz Efendimiz (sas): “Receb-i Şerif’in ilk cuma gecesinden gafil olmayın! O, öyle bir gecedir ki, melekler o geceyi Regâib [yani elde edilmek istenen büyük armağan] adını vermişlerdir…” buyurmuştur. [A. Geylani, Gunye, s. 272, Çvr. A. F. Meyan, Berekat Y., İst., 1981] |
Tarih:Haziran 25, 2009 Kategori: Guncel__ |
Yorumlar(0) | Yorum Yaz | |
|
Özkürtün'den çok özel görüntüler...
Gümüşhane ili Kürtün ilçesi Özkürtün Beldesi

 Aşağıdaki kareyi çok aramamıza rağmen Özkürtün Belediyesinin resmi sitesinde bulamadık. Oysa bi tarih var orda... Sadece tarih mi? Görünen camii de bir de Törnüklü Hoca var.. Son 30 yılda olduğu gibi

 Barajı var bir de Özkürtün'ün

 Barajında asma köprüsü var Araköy'e geçmek için...

 Ve bir güzel belde var orda tarihi ve doğal güzellikleri ile geleceğin önemli turizm merkezlerinden biri olmaya aday...
 |
Tarih:Haziran 10, 2009 Kategori: Guncel__ |
Yorumlar(0) | Yorum Yaz | |
|
Gün, Anneler Günü Olunca
  Malum her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar günü anneler günü olarak kutlanıyor tüm dünyada. Tabiki anneler sadece anneler gününde hatırlanmamalı ama adı konumuş bir kere "Anneler Günü" diye.. Bu vesile ile bizde köyümüzdeki anneleri konu aldık bugün. Uzaktakiler görsün yakındakiler hatırlasınlar diye..




 Başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin anneler gününü kutlar hepsine sağlıklı, mutlu huzurlu uzun ömürler dileriz... |
Tarih:Mayıs 10, 2009 Kategori: Guncel__ |
Yorumlar(0) | Yorum Yaz | |
|
Yöremizden [Kara lahananın faydaları..:)]
100 gram taze kara lahana ortalama şunları içerir: | Enerji değeri | 167 kJ | | Karbonhidret | 4 gram | | Protein | 4 gram | | Yağ | 0,9 gram | | C Vitamini | 100 mg | | B1 Vitamini | 0,02 mg | | B2 Vitamini | 0,20 mg | | Karoten | 5,3 mg | | Kalsiyum | 200 mg | | Demir | 1,0 mg | Çocukken sofrada görünce "gene mi pancar çorbası" deyip dudak büktüğümüz, şimdilerde ise "bir parça darı ekmeği ile olsa da yesek şimdi" dediğimiz, bölgemizde bolca ve zahmetsizce yetişen kara lahananın bakın ne çok faydası varmış; Kara lahana; Kansızlığı giderir. İdrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir. Kandaki şeker miktarını düşürür. Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur. Göğüs ucu çatlaklarını giderir. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astımda faydalıdır. Romatizma, siyatik, lumbago ve Apsede yararlıdır. Ses kısıklığını giderir. İştah açar. Guatr olanlar yememelidir.
 Kara lahana gibi bölgemizde bolca yetişen (ı)sırganın faydalarını anlatmamıza gerek yoktur herhalde.. Darı ekmeğinin faydalarını ise bilahire böğce(*) çorbasının faydaları ile birlikte paylaşırız inşaallah...:)))
 Bu ne perhiz ne lahana turşusu demeyin... Pancar çorbası, sırgan ve darı ekmeğinin eksik olmadığı sofralamız, günümüz Törnük'ün de son resimdeki hali aldı. Düğün-dernek, davet gibi özel günlerde artık ne mümkün sofralarda pancar çorbası ve mısır ekmeği görmek. ___________________ (*)Böğce: Bakınız Törnüklü-ce sözlük...:)) |
Tarih:Nisan 24, 2009 Kategori: Guncel__ |
Yorumlar(0) | Yorum Yaz | |
|
Kabaktepe'ye gittiniz mi? / 18 Mart...
 Siz hiç Kabaktepe’ ye gittiniz mi? Yemyeşil örümcek ormanının ve Harşit vadisinin güzelliğine dalıp, o güzelliğe kırmızı hüznü salan şehitlerimizi düşündünüz mü? Ya da gecenin bir yarısında karanlığın içinden gelen, vatanı uğruna hayatını veren insanların sesini duydunuz mu? Ben duydum. İçinizde öyle derin fırtınalar kopuyor ki; gözlerinize anlamını bilmediğiniz çiğ taneleri düşüyor. Belki ağlıyor, belki kahroluyorsunuz ama o her adım atışında üstlerine bombalar, kurşunlar, şarapnel parçaları yağan şehitleri düşündüğünüzde yüreğiniz bir parça daha eriyor.Kabaktepe Kürtün için bir gurur ve ibret kaynağıdır.Gelin Kabaktepe'nin gurur ve kahramanlık dolu geçmişine bir bakalım ;
 Birinci Dünya savaşı sonrasında 1918 yılında Erzurum üzerinden Gümüşhane ile Torul ilçesi istikametinde ilerleyen Rus birlikleri Torul manastırında ordugah kurup, top ve uzun menzilli silahlı Rus birlikleri Kürtün istikametinde ilerleyerek Kazıkbeli Yaylası ve bu bölgeyi her alanda kontrol altında tutan hakim nokta olan 2308 rakımlı Kabaktepe (05-00) üzerinde çadır kurup, ordugah etrafına mevziler kazılmış ve mevzilerin ilerilerine çevre emniyetini sağlayacak şekilde yedi kat dikenli tel ile çevirmişlerdir.Torul manastırından yönetilen bur Rus birliklerine karşı koymak üzere o zamanki Trabzon yöresinden sorumlu Hacı Hamdi Paşa yönetimindeki Ordu Giresun ve Trabzon hattını tutan birliğimiz içerisinden gönüllü olarak Kabaktepe’deki bu Rus birliğine baskın yapmak maksadıyla bir Yüzbaşı (Tosyalı Mehmet Yüzbaşı) ve altı erden oluşan küçük baskın birliği Rus askerlerinin Şubat 1918 tarihindeki bir şarap bayramını kutlamak maksadıyla eğlenip içtikleri bir sırada Yüzbaşı ve altı er gece yarısı Rus askerlerinin sarhoş oldukları sırada onların gafletinden yararlanarak baskın yapmışlar ve Türk Ordusu’nun saldırıya geçtiğini düşünen Ruslar geri çekilmeye ve kaçmaya başlamışlardır. Arazinin kayalık ve sarp olmasından dolayı büyük kayıplar vermişlerdir. Bu esnada Kahraman Yüzbaşı ve altı er Kabaktepe’de şehit olmuşlardır.Rus birlikleri Bolşevik isyanının da etkisi ile işgal ettikleri yerlerden çekilmeye bu olaydan sonra başlamasından dolayı işgalin sonu ve kurtuluşun başlangıç noktası konumundadır.O zamanki ulaşım ve haberleşme zorlukları nedeniyle şehitler aynı yere defnedilmişler ve 1985 yılında Kabaktepe Şehitliği yöre halkının gayretleri ile yedi şehit yan yana defnedilmiş ve etrafı çevrilerek Şehitlik haline getirilmiştir. 1917 yılında Rus işgali sırasında şehit olan Milli Savunma Bakanlığı Arşivler Müdürlüğü tarafından 1. Dünya savaşı zaiyat defterinde kimlikleri belirlenen 5 askerin kimlikleri ise şöyle, “ 11. kolordu 102. Alay 2. bölük Komutan vekili Kastamonu Tosya 1297 doğumlu Mehmet efendi, 88. Tabur 2.Bölük Piyade er 1309 İznik doğumlu Hüseyin Muhacirkorucuoğulları, Piyade er Tokat Reşadiye ilçesi Çakırlı köyü 1308 doğumlu Esat Uzunömeroğulları, 102. Kafkas Taburu 2. Bölük Takım zabiti İçel Silifke 1304 doğumlu Osman Nuri efendi ve 11. Kafkas Hücum Bölüğü Takım Zabiti Piyade Teğmen Artvin Yusufeli 1304 doğumlu Ziya efendi. Ey Anadolu’ nun her tarafından gelip bu topraklarda yatanlar, gözünüz arkada kalmasın. Biz bu aziz vatanı, ister gecenin kör karanlığında ister alaca şafakta olsun, kimselere bırakmayacağız. Bu topraklarda yatan şehitlerimiz aslımızdır ve biz aslımızı unutmayacağız.
Resul OLGUN / Kurtunluler.com Editörü
Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez. Kurtunluler.com editörüne Çanakkale zaferinin 94. yıldönümünde bizi tarihimizle yüzleştiren yazısından dolayı teşekkür ediyoruz. "Çanakkale’de bu vatan bölünmesin, bu millet katledilmesin, bu devlet yıkılmasın, bu camiler kapanmasın, bu ezanlar kıyamete kadar okunsun ve Türk’ün toprağı, töresi, birliği ve gücü kıyamete kadar canlı, haşmetli ve sağlam kalsın diye can veren yüzbinlerce şehidi rahmetle anıyor, yaşayan gazilerimize şükran duygularımızla Allah’tan hayırlı,sağlıklı ve uzun ömürler diliyoruz... ÇANAKKALE ZAFERİ;İMANIN ZAFERİDİR...." Çanakkale'yi gezmek için TIKLAYIN... |
Tarih:Mart 18, 2009 Kategori: Guncel__ |
Yorumlar(2) | Yorum Yaz | |
|
|